15 Mart 2010 Pazartesi

(Rivayet) Ab-î Ru

biliyor musun onu görenler olmuş
güneşten kavrulan tahta bir iskelede omzuna sancak gibi koyduğu zift damlatan bir kalemle koşuyordu diyorlar
koşuyormuş nereye yetişecekse


'
o eşikte; elimde zehirli bir mantar, diğer avucumda kana kana doyamadığım Ab-ı lâl ve sepya rengi yılanlar vardı asmaların köşesinde gezinen. geçtikleri her yerde mürekkep lekeleri bırakıyorlardı.gökyüzünden bana paralel ters duran piramitlerden, yağıyordu yağmur..

cihad tek bir yürekten bana yükseldi sonra, tek bir nefes söylendi şu kelimeler ;
''bedihi dur ki , bulantı sıçramasın yüreğine.efsunlu olanı yılanlar sokmaz.''

'


-uyandığımda aklım orada mı diye gayriihtiyari şüpheye düşüp saymaya başladım; I , II, III..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder