çürüyen meyveler gibi,
yıpratır hayat..
küf kokusu , ağır bir yaş arbedesi..
..sonra ;
canan dan bir sızı sardı , bir telaş hali . ellerim ayaklarıma dolandı . yapma yın , dedim yaptılar . yüreğim hızlanıyor ,yüreğim yavaşlıyor , uzuuun soluklar , kısa seri nefes alımları .
sağ elimi havaya kaldırıp durdurdum , pek dolu değil, bu iyi. ne ayakta duracak mecalim vardı ne de birinin bana ufak bir dokunuşuna tahammülüm. sol arka koltuğa kuruldum ,
'' -özür dilerim , bi' kadıköy uzatır mısınız ? ''
uzattı. aslında bende verirdim o parayı ama yapmadım . yoğun bir his geçidi gibi şu minibüs caddesi şimdi. saat kaç ki böyle karanlık olmuş . düşünecek ne çok şey doğurdu şimdi bana . aklımda türlü sorular . ne azad etti beni ne de hapis. canım çok sıkılıyor , kafamı şu cama yaslasam kirli olmasa keşke , tabaka saç yağları . neredeyse önüme düşeceksin ama gene de dayanma sen oraya dedim, belki koklar saçlarını.
gidiyoruz biz. ağır yükler yüklenmişiz. gerçi o çoktan sikip atmış aşkı . haklıda alçak . keşke olmasa. ahh adi , ah kevaşe siyahını beyaz yaptında kuşaklar senin mi oldu . yazık ettin hayat . çalan o değil sensin , bilirim ki ne çok hayali var hepimizi içine koyduğu , kutucukların her birinde birer insan . iyi de düşünen , iyi de biri . belli ki çoğu konuda rütbesiz ama vasıflı . hakkını veren kibirlilerden. buğday tarlası gibi bir zekası var , ha buğday tarlası dedim diye hemen sanma ki rûzgarda öyle kıvrım kıvrım sallandırıyor gerdanını . yook o öyle biri değil . buğday bereketindendir. haslığına gelince kardeleni seçerim . kardelen gibi mübarek . ya da gözlerim öyle söyledi , dilimde onların yalancısı . bilmem artık . da' olmadı be . canım sıkıldı , sıkıldık biz.
yaklaşıyorum . gelmişim bile , acele ettirdiler papuçlarım . gerek yok dedim ,dinlemediler.
ah işte serüvenlerimin sokağı , ulan büyüdün be çuçu bacak . küçükken derlerdi bana böyle , çuçu bacak diye. şimdi boşver onu bunu geldik , gir kapıdan .
girdim.oturdum.bekledim.sadece o kapının ağzını açıp seni kusmasını bekledim. içim ısınmadı hiç, çayıma küstüm. dakika 64 , biri omzuma sordu , çakmak var mı diye. kibrit var dedim , har diye yanar. onun olsun , verdim . gözüm hala o kapıda 15 tane pencere. ne ilginç . gülmeye başladım. bana baktılar , rahatsız oldum . arada sana seslendim. duydun ama çok yorgundun . hasta oldun uyuyordun . varamadın . ben ayaklandım , onlar gitmediler . yüreğim ayaklandı . alabora. ben ondan yana olmadım . keskin durmak gerekti. öyle durdum . ah ulan kahpe sen çaldın cananımın siyahını beyaza !
ulan hayat dedigin insanı yiyen etobur. kimi kimden korudun sanıyorsun. ölüyorlar orada , ölenler var! toprak oluyor her nefes alan . sevenlerim ,sevdiklerim var bak şu ayagın altında. ben aşk-ı şahadet ettim , seccadem çok temiz vesselam . sen kendini nefisten saydın ya. ondan kabul olmadı bu ibadet halim.boşversene arkadaş adımıma destek olan o değil şu iki dizim . yol hiç bitmez , yürüyorum . güzergâh evdir gene.
bu sefer bir farklı tuttu elim kapıyı . hoşcakal biz gidiyoruz. bir el'vedayla okşadım kapıyı , aklımda son sahnelere yaraşır bir şarkı. ağır majör.sıkıldık biz,darlandık. üzülmedik ama simdi . korunduk çünkü .
saçlarım mı ?
onları hiç koklamadı..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder