dedim ki ;
alıp ellerimden uçursam mı seni ?
bir güvercini atar gibi değil ama
taklacı bir güvercin sadece gülümsetir
bir şahin gibi
uz ve uç olana varırmışcasına
savaşçı gözlerle izleyesin diye
yitiktir çubuğunun uzunluğuca ama
bir kibritin alevi har diye yanar
alıp ellerime uçursam
alıp ellerimden uzlara kavuştursam
zihnini hiç bir zaman yakalayamacağım ne de gördüklerini göreceğim
çünkü bu çölde anca yürürüm ben
senin gördüklerini ne aklımdaki ne de ayağımın altındaki kumlara anlatamam
hem buradaki safir kumların kelimelere ihtiyaç duyduğunu sanmam
-
eşik benim ellerim olsa ya
eşiğimden başlasan çırpmaya özgürlük miğferlerini
ben bu kuma basarım
dudağımda çatlar topuklarımda
ancak çölde bile umutsuzluk yoktur
zamanında derya olanın yapacağı en güzel seferdir bu
deryadan sahraya
ellerden havaya
-
varlığımla cürmümü veriyorsam basa basa , topuğumdaki kuraklık altındaki ;
ha mütevazi bir yosun, ha mütecaviz kum.
istediğimde bu sarının içinde de elhanı duyarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder