16 Mart 2010 Salı

minik bir imge I.

uykuyla uyanıklık arası biraz keyiften sonra araladım gözlerimi. karşımda çatı penceresinden sızan güneş, ne de güzel. insanın böyle güzel sabahlara ne de cok ihtiyacı varmıs meğer. tertemizim.herkes uyanmıs konusmaları duyuyorum . bahcede güzel bir sofra var gene , şıngır şıngır çay kaşıklarının sesi acele et der gibi mutlu bir telaş saldı yüreğime.hemen üzerimi giyinip ahsap , parıl parıl merdivenden iniyorum.haylaz ayaklarım dans ediyor gibi.kapı hafif aralık bahceye dogru gülümseyerek bakıyorum . kocaman günaydınlar sarılıyor bana. ne de mutlu . oturuyorum tabureye . küçükler tabureye oturur.
-hamur kaldı mı ? - deden kızartıyor.
ben sinekliğin ardından görebiliyorum onu , canım benim. canım benim ne de yürekten. yüzündeki ciddi ifadesiyle kızartıyor. kahvaltı sofrası . yaz havası . ailem. biriz. içimdeki sıcaklığı anlatamam. o şımarıklığı. gerci hep suskun bir çocuk oldum ben . gene de kanımın ısındığına çok hınzırdım.
hamur geldi . ben 2 tane yedim . babam ağzıma peynir tıkıştırmaya çalıştı istemedim . kızdılar.
-eda teyze havluyu atar mısıııın ? - al canım.
yalınayak bahceden cıkacagım icin büyükleri gözlüyorum . terlik giyin diye bağırıyorlar hep. ayağıma bir sey batarmış. umursamıyorum . seviyorum arnavutların sıcaklığını yeşillikte çıplak ayak yürümeyi varsın batsın. anlamıyorlar. neyse, çaktırmadan kaçıyorum . koşa koşa kum havuzunun oldugu parka gidiyorum . keşke aklımda olsada söylesem size o ağacın adını. dibine seriyorum havlumu . yapraklar ve gökyüzüne uzanmısım. ellerimin altı cimen. sol gözümün ucuyla ağacın gövdesini görüyorum ne de büyük,ne de heybetli . karıncalar çıkıyor yükseklere. gülümsüyorum. yazı solumak küçücük bedenime.çünkü bana herşey kocaman . herşey büüüsbüyük .yıpranmamışlar. ciğerlerim küçülsün gene . hatta ilk çığlığıma döneyim . ilk nefesime . ciğerlerim yansa. ciğerlerim, aynı arnavutlar gibi.......

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder