uykuyla uyanıklık arası biraz keyiften sonra araladım gözlerimi. karşımda çatı penceresinden sızan güneş, ne de güzel. insanın böyle güzel sabahlara ne de cok ihtiyacı varmıs meğer. tertemizim.herkes uyanmıs konusmaları duyuyorum . bahcede güzel bir sofra var gene , şıngır şıngır çay kaşıklarının sesi acele et der gibi mutlu bir telaş saldı yüreğime.hemen üzerimi giyinip ahsap , parıl parıl merdivenden iniyorum.haylaz ayaklarım dans ediyor gibi.kapı hafif aralık bahceye dogru gülümseyerek bakıyorum . kocaman günaydınlar sarılıyor bana. ne de mutlu . oturuyorum tabureye . küçükler tabureye oturur.
-hamur kaldı mı ? - deden kızartıyor.
ben sinekliğin ardından görebiliyorum onu , canım benim. canım benim ne de yürekten. yüzündeki ciddi ifadesiyle kızartıyor. kahvaltı sofrası . yaz havası . ailem. biriz. içimdeki sıcaklığı anlatamam. o şımarıklığı. gerci hep suskun bir çocuk oldum ben . gene de kanımın ısındığına çok hınzırdım.
hamur geldi . ben 2 tane yedim . babam ağzıma peynir tıkıştırmaya çalıştı istemedim . kızdılar.
-eda teyze havluyu atar mısıııın ? - al canım.
yalınayak bahceden cıkacagım icin büyükleri gözlüyorum . terlik giyin diye bağırıyorlar hep. ayağıma bir sey batarmış. umursamıyorum . seviyorum arnavutların sıcaklığını yeşillikte çıplak ayak yürümeyi varsın batsın. anlamıyorlar. neyse, çaktırmadan kaçıyorum . koşa koşa kum havuzunun oldugu parka gidiyorum . keşke aklımda olsada söylesem size o ağacın adını. dibine seriyorum havlumu . yapraklar ve gökyüzüne uzanmısım. ellerimin altı cimen. sol gözümün ucuyla ağacın gövdesini görüyorum ne de büyük,ne de heybetli . karıncalar çıkıyor yükseklere. gülümsüyorum. yazı solumak küçücük bedenime.çünkü bana herşey kocaman . herşey büüüsbüyük .yıpranmamışlar. ciğerlerim küçülsün gene . hatta ilk çığlığıma döneyim . ilk nefesime . ciğerlerim yansa. ciğerlerim, aynı arnavutlar gibi.......
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder