hiç beklemediğimiz anlarda bir yağmur damlası gibi asfalta düşecekken mazgalın tam içine damladık boşluğundan .
istanbulun dudaklarıydı kadın , busesiz aşk olmazdı ondan. beş vakit hicazdı kadın , sabah gibi ve ezan .
tavuk ve makarnayı güzel pişirirdi adam . ayaklarıyla yürüyüp aldı sevdiği şaraptan .
belki düzüşmek istemişti sadece er.
kadın süzülmek , havadan sudan .
kendimi hiç anlatamadım, dedi içini çeke çeke .
bende hiç dinlemedim zaten üzülme, dedi adam .
yarım yüzlülerin yalan söylemesi mümkün müdür , istanbul yarımmış duyduğuma göre . yarım buseler , yarım dudaklar, yarım kalabalıklar ve yarım kanatlar uçmuş, simitlere.
bir vapur sesiyim ben öylesine . seninle istanbul'u öptüm hadi şimdide onu aşalım dedi adam , kadın boşluğunda mazgalın ve anlatılmayı düşünülmeyen kelimeler gibi oracıkta.. o yoldan zamanında geçmiş bir çift aşkın , başka bir kadının , başkaca şeyler işitmiş kulağından düşen bir turayla . başka sevgileri düşündü , başkaca..
aklına geldi sonraları , benide böyle sevselerdi umusu . sonra , belkide sevdilerdi kuşkusu.
ben kanamadım .
ya da hiç birimiz bir tek yüz bir çift el edemedik durdum durası .
hadi ne duruyorsun kavra ve omzuna al beni , bir kerede senin heybetinden görmeliyim sokakları .
benim olsun bu. bana çok yakışır çünkü.
YanıtlaSilçok sevdim.