portakal kokusu . evet ben elimdeki kabuklarla hep bu kokuda uyumayı severdim .
bir gün ;
cocuklugumun bu essiz kokusunda uykularımı hatırladım hemde asfalt bir yolda yürür ve topragından , yesilinden uzaklarda ölü duran turuncunun burnuma gelen kokusuyla yaptım bunu.
uyumayı cok sevdim.
o kokuyla uyumayı delicesine.
cocuklugumu cok sevdim.
yazmayı .
ögrenmeyi .
o portakal agacları.
kendimi kesif hep turuncuyla güzeldi.
uykular.
işte o asfalt yolda.
gri , sevmedim griyi ve sevmedim ölü portakalları oldum olası.
nereden bilirdim kahverengiyi sevecegimi turuncu kadar.
bir zaman , işte o zaman , zamanlardan bir zaman.. elleri kahve kokan bir adam.
uyumayı sevmeyen biri o .
parmakları kahverenginin köpügüyle sevişen uykusuz bir adam .
kahve sorgucudur .
uyku kacıs .
turuncu uyutur huzurunda.
ben uyudum.
kahverengiyse o kapakları indirmez fora.
o elleriyle tanıstıgımda bana sorgulayan parmaklarıyla türlü cümleler sundu ..
ben uyudum dedim ve böyle ögrendim ..
o uykuyu sordu ..
ben portakal dedim ..
ben ayık olabilmeyi istedim ..
o köpüğe resimler çizdi ..
ellerini kokladım ..
uyanıklık.
bir portakal öldürdüm küçüklüğümden, dalından koparıp ..
kokladıgım ellerine bıraktım ..
uyudu kahve kokan elleri ve uyudu resmettigine dikkatlice hayran kalan gözleri ..
ben uyandım.
o ögrendi.
bense uyanıktım ve
o düşteyken ellerini kokladım ..
Ö.Y'e.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder