suyu koydum ketıla.
evet simdi seninle konusuyormus gibiyim
ilk kez anlatacaklarımı bu kadar seckin olmadan söyleyecegim
ben avutulmaktan yorulmustum acıkcası neyi ne kadar dogru yapıyorum , pek bilen biri degilimdir. ben mutsuzum . ben icimde her zaman soracagım sorular olmasından korktugum icin hep dibine kadar inmistim . cünkü en cok sorularım kurcalardı beni . insanın kendi kendini imha etmesi gibi . bu böyle.
simdi seni karsıma aldım ve konusuyorum .
büyüyorum ben , büyüyorum . nasıl büyünür bilmeden kendiliginden oluyor . sözlerim vardı benim kendimle konustugum zamanlarda vermiş ve bir sürü karar almıstım . her ne cıkarsa cıksın hep olan benim , hic olan gene benim ama orta yol hep incitti beni .
gercekten söylediklerimin ne kadar manalı olucagını düsünmeden yazıyorum , bunu ilk kez yapıyorum ben, cünkü evvelinde hep birilerinin bir yerlere gömdüklerini uyandırmak icin güzellerini secerdim kelimelerin, en cürretkâr olan hangisiyse veya hangisi imgelerime daha yakın ve beni anlatıryorsa , aslında hep yarı âleni yarı gizli söyledim söyleyecegim her seyi . gizli olmak istedigimdendir cogunluga ve neye hitab ediyorsam sadece o anlasın istedigimdendir.
ama simdi sadece sana anlatıyorum , bir cogunluk yok . kimse yok . burda benim karsımdasın . bir anda geldin ve lönk diye oturdun yamacıma .
ben senin o iki kaşının ortasındaki sihirli cizgilere bakıyorum .
soracagım elbet cok soru var . bıraktım pesini ama.
cünkü acıyacaktım . ilk kez birinden bu kadar korktum . ben ilk kez korktum.
fetih dedigim buna olmamalıydı .. ama seni ben degil , sen beni fethettin galiba. insan kendine cok deger veriyormus hani , belkide ondan eline bırakmadım kendimi .
ama simdi , ben , o cemberdeyim . kapan gibi .
bilmiyorum , cok düsünüyorum cok . cok fazla düsünce . aklımdalar hepsi . aglamaktan nefret ederim ben birinin karsısında , hep aciz gelmiştir. hani yakısmıyor gibi bana . gülümsemekten daha icten olsada, sevmedim ne bileyim . simdi öyle degil ama . ne acaip gelip kapına dolu dolu gözlerle .. ''peki bu sabah bana çay yapar mısın?'' derken kendimi tutamayıp aglamak istiyorum . sonra dört kol sarılmak . kötü bir haldeyim ben .
beni düsünüyor musun ?
ben seni cok düsünüyorum .
yanımda olanlardan cok .
ben hata mı bilmiyorum ama sürükledin beni .
bunu ben yapmadım .
belkide seni suclamak istiyorumdur , artık pek karar veremiyorum .
sasırıyorum cünkü her seye.
uzak kalmak istemiyorum .
fazla uzaga gitmeni istemiyorum , buralarda kal .
ben buralardayım cünkü .
hiç bir yere gidesim yok .
gelesim yok .
bize inanmayı cok isterdim . böyle uzunca bir sohbet edip sabah sabah cayımızı yudumlamak ..
nasıl büyümem gerektigini bilmiyorum .
bize inanmıyorum .
icimden gecen konulu bir yazıda degildi iste. böyle bir seydi tam olarak . benim . ben yazdım bunu . cok düsünmedim .
senin ne düsünücegini de düsünmedim.
sadece..
seninle büyüyor olmayı çok istediğimi biliyorum .
bunu gerçekten biliyorum . eminim . ve cok korkuyorum bundan . acıtır mı böyle seyler ? ben , hiç sevmedim degil , sevdim tabi ama bu .. cok korkunc.
beni düsünüyor musun hiç ?
ben hep seni düsünüyorum .
büyüyorum hala .
ve kaybediyorum her hücrem ayrıldıkca icimde.
ayrılıyor . birazı gidiyor . birazı hasta . birazı toy .
hücreler ayrılıyor , büyüyorum .
bazısı gercekten hastalanıyor .
uykum geldi .
benimle büyümeni cok isterdim ve belkide biraz cay icmek büyüyorken hala ve yaşlılık uzakken..
yaşlılardan hoşlanmıyorum cünkü ağlamak gibiler. aciz .
ben yitiklikten korkuyorum anlasılan .
peki sen ..
cok anlamsız bakıyorsun bana suan . gene o sihirli sey orada ama ..
bi'dakika bekle geliyorum , su kaynadı galiba..
Suyu koydu ketıla..
YanıtlaSilTuşa basarken gözü duvarda asılı duran saate ilişti,gözlerini ayırmadan yerine oturdu.Farkettikten sonra gözlerini bir saniye bile ayırırsa savaşta yenilebileceğini düşündü.En iyi ihtimalle alnı,gözleri ve ruhundaki birkaç savaş yarasıyla kurtulurdu..
Tekrar saate odaklandı.Ne kadar güçsüz görünüyordu. Üç çubuk, sürekli hareket halindeydi,üstlendiği misyona tezat çok incelerdi,ama aslında ne kadar kudretli bir gücün elçileriydi.Sessizce yerine getiriyorlardı emirleri,herkes,herkes
durdurmak istiyordu efendilerini, ancak onunla aralarındaki tek somut bağlantıyada süremiyorlardı ellerini..Söküp almak değildi dertleri,hem elçiye zeval olurmuydu ki?
Kronos'la olan savaşını zihninin derinliklerine yollarken o ıssız yollarda ona eşlik etmekten çekindi.Bir süre sonra uğrayacağım diye avuttuğu sorular onu pusuya düşürmek için bekliyorlardı,yada gerçekten paranoyaktı. Ama onlarla şuan karşılaşamayacağını bile bile kendi kendini imha etme riskini almak akıllıcamıydı?
Bir cevapsız soruyu daha geçtiği yerde bıraktı..
Bu böyle,hep böyleydi,hep böyle olacak diye mırıldandı..
Takip edildiğini anlaması çok zamanını almadı..
Zihninde ''Sen'' diye çağırırdı, peşini bir türlü bırakmayanı..
Döndü,bağırdı;
-Artık takip etmene gerek yok beni,
-İlk kez gerek yok seçkin olmama,seçkin konuşmama,tek cümle..
-Özledim seni..
Her zamanki yarı aleni,yarı gizli söylemini bırakıp anlatacakdı gerçeği..Burda sadece sen ve ben varız dedi..Bir çoğunluk yok, bir kimse yok,burda benim karşımdasın sadece sensin baki..
Durdu,korktu belki de ilk kez korktu..''Sen''in benliğindeki yansımadan fazlası olabileceğinden korktu..Kendini eline bırakmaktan korktu,kendine verdiği değerin azalmasından korktu yada en kötüsü neyden korktuğunu bilmeden,bilemeden korktu.
Ama kaçamadı..Şimdi o çemberdeydi,kapan gibi.Korkununda etkisiyle sözler dökülüverdi..
-Birşey değişmedi;
-Benimle birlikte gelebilmen için beni tanımalısın..
-Beni tanımak için sen,ben olmalısın..
-Senin ben olabilmen için, seninle olmalıyım..
-Yani seninle olursam,sen ben olursun..
ve ben artık seni sevemem...
Ketılın ışığıyla, kendi gerçekliğinden ayrılıp ,dünya gerçekliğine adım attı.
Bi'dakika bekle, geliyorum diye fısıldadı ve o anda çayın yeterli olmadığının farkına vardı.
Bir sigara yaktı,rafta duran viskiye uzandı ve gecenin kalbine daldı ..
Ona ait olan tek şey karanlığın yalnızlığıydı..