28 Nisan 2011 Perşembe

beyaz, sarı ve üç damla kırmızı

çok gürültü var
çok kalabalık buralar
içimde , dışımda çok fazla ses
çok fazla duygu gördüm ben ve bir sürü gri bina
çok hızlı akan insan akıntılarına karışıp , herkes olmak
sokakların ve içkici amcaların sesleri

kadife-den alınan bir kaç çilekli çikolatada aşkı tattım ben
en büyüğünden yediğim ekmek araları ve ayranlarda çakır keyfimide kaçırdım
bir sürü tatmin , bir sürü sıranın , bir sürü dışı
yani çok fazla şey , yani çok fazla ,

yani çok fazla söz , yani çok fazla düş ,
yani çok fazla toy , yani çok fazla darp
yani çok fazla sen olmayan şey gördüm ,

yani çok fazla içinde sen olmayan şey ,
yani çok fazla sensizlik ,
yani çok fazla harcadığım zaman ,
yani çok fazla , boş

ama -
şimdi öyle değil .
sonunda! çok fazla sen ,
öncesi bulut , şimdisi yağmur , sonrası dolu senin bereketin

benim için çiceklerin katili olmuş ellerine bitmeyen öpücüklerim
ve 'seni seviyorum'u bir başka anlatan şiirlerim var .
yani ben bu kadarcığım ve mutlu .

26 Nisan 2011 Salı

ya da tam tersi

gerçekliği aradığında ,
yorulur ;
yalanlara sarılırsın .
yalana mest olmaksa , aşka yenik düşmektir.

3 Şubat 2011 Perşembe

aptalın mektubu

sana iyi şeyler anlatmak isterdim sevgilim
güzel şeylerden bahsedebilmek .
sensiz her güne yeni bir umutla başladım , sensizde olsam yaptım bunu diyebilmek .
ve,
çok güçlü durdum , herkese yardım ettim ama kimseye acımadım , korudum ve kimseye kendimi ezdirmedim , hiçe saydırmadım , o senin en sevdiğin yanım olan gururum vardı ya hani , işte kalbimi de onu da kimseye kırdırtmadım .
sadece sen sarıl istedigin belime girmedi de kimse , sadece sana baksın istedigin gözlerimin kirpigini başkalarına süzmedimde , sürekli poyraz çarpan beyaz ellerimin pürüzlerini de kimseye hissettirmedim , hani bir senin yatagın olan boynumu kimse öpmedi de , soyunmadım da hiç , utanmadım da , pişman da olmadım , mavzer gibi geçirdim sensizliğimi , tek ve yumruk ettim tümden kendimi , yılmadım , direndim , üzülmedim , umut ettim , zamana kaptırmadım ruhumu , ellere aldanmadım , incinmedim , her sabah bonzai'mi suladım , annemi kırmadım , kendimi yaralamadım , öfkeme sahip çıktım , haksızı gene savundum hep gücüm vardı , bitmedim , tükenmedim , aranmadım , iyiydim çok iyiydim , dudaklarım , onlarıysa hiç ...
sana iyi ve güzel şeylerden bahsetmek isterdim sevgilim . en önemlisi söylediklerimin her birini başarabilmek.
seni tertemiz sevmeye devam etmedim . seni sadece hayal ettim birtanem , üzgünüm .

2 Şubat 2011 Çarşamba

kimseye etmem şikayet

yerimde duruyordum . farklı olan hiç bir şey yoktu diğer günlerimden .
sadece evimdeydim . kararsızdımda .
dışarı bir adım atsam her şey rayında gibiydi .
herşeyden farklı olarak , biraz halsizdim . diğer günler ve gecelerden daha halsiz .
belki biraz hastaydım o gece , evet .
belki o gece dua etmeyecektim gene.
bi' değişikliğe ihtiyacım vardı . bir şey beni kendine çekti evet belkide gecenin ta kendisindendi bu albeni .
ne , nasıl , neden oldu bilmiyorum ?
elimden ne gelirse ardıma koymadım . kendimi anlatmaya çalıştım . kısmen - başardım .
görmeleri gereken kadarı görmelerini istemiştim sadece . haddinden fazlasını değil .
ama işte ,
ben hep bunu yapıyorum .
hep daha fazla açılıyorum insana .
insan olarak ,
insanca ihtiyacımdan yapıyorum bunu hemde .
peki neden bu sürgün ?
beni her seferinde sürüyorlar !
maddeden öte çok daha gerçeğe sahibim ; duygular gibi .
ihtiyacım var bundan daha masum ne olabilir ki ?
çok sevmeyi istiyorum mesela .
ihanet olsun istemiyorum içimizde,
yalan dilimize bile uğramasın ,
gözlerim başka şey görmesin istiyorum ,
en kötü halime tebessüm istiyorum ,
bir el tutup , onu geceden güne , günden geceye sımsıkı savurmak istiyorum ,
bir beden istiyorum - tam edecek kudrette .
bir nefes istiyorum , kokumu seven ve çeke çeke sindiremeyen içine .
karşımdakinin kusurları olsun istiyorum , aynı benim gibi .
sevemesin olsun ama sadece denesin istiyorum ,
asla boyun eğmeyeceğim bu hayata, o 'har' içime düşmeden.
ve bakmadan gözlerine tebessümüyle içimi alabora edenin.

..ve evimde oturduğum bir gece boşluk içimi kemirmesin ve gece beni uzaklara çağırmasın istiyorum . az düşünce çok duygunun içinde sıcak bir nescafe icebilmek istiyorum . aklım kimi düşündüğünden emin , içimde atan yumru korkusuz .
tek başıma olsamda oralarda bir yerlerde benim huzurumu dileyen birinin olduğuna inanıp dimdik ve çok sert olabilmek istiyorum .
artık açık yaralarımı bir tek kişiye sunayım ve diyeyim ki ; al , bu kadar işte , kusurlarım bunlar bana çok katlanman gerekmez bunları anlaman için , herşeyden bir parça yaşadım ve iyisi gibi her kötüden bir parmak bal aldım. göreceğin kusurlarım beni korkutmuyor, sadece ,
ben çok hazırım eksiğimi bilmene .
o kadar hazırım ve güveniyorum ki , çünkü ben seni eksiğinle istiyorum . sana eksiğinle sarılıyorum .
yani öyle güzelki , ben seni ve sen beni sardığımda herkes bizi kusursuz sanıyor.
nasıl bakıyorlar görmüyor musun ?

mesela ..

Lâl

o kadar mutluyum ki , kuşlar beni kıskanır ...

16 Ocak 2011 Pazar

boğ

söylenmesi güç cümlelerin ağırlığıyla sadece durdum .
deşifre oldum .
değişime karşı koyarken , değişen oldum .
kötüyü yererken , onunla oldum .
kısmen iyilerimi ucuz ve bayağı adaklarıma yem ettim .
korkak oldum , inançsız ve yanlışı oldum duramadığım tarafların .
işte en kötüsü , tarafsız oldum .
O'nun sözüne uydum diyebilicekken , yetmedi, ortaklaşa karar aldık şeytanımla.

doğarken korktuk mu ki ? ölümden korkacağız diyen ben , ölümden korka korka ateşlere gidiyorum .
korkuyorum , korktuğumu çok seve seve .
hıza boğ beni , girilmeyecek aralıklara sız ! öldüresiye bas şuna , beni çok heyecanlandırıyorsun. boğazımda çözüldü çözülecek bir düğüm . edemem şahadet . öldüresiye zevkli bunu yaşamak . öldür .

insanı sevme, sokakları yık , açlık ve salgınlarsa hiç olmadı , nefesini boğ ciğerine, acı sadece hissettirir , hissizleştir tenini , aşk .. zaten yok ;
sadece , ölüm kalır .
sakın durma.
ama sakın ola ki , beni burada -bir bırakma..

19 Aralık 2010 Pazar

3

herkes dediğim , işte tüm yürüdüğüm yollarda gözüme carpmıs ve beynimin ister istemez kaydettigi suretler , televizyon kalıntıları , minibüs ve biricik halkımın otobüs dert ortakları , bilgisayar cılgınlıgı ve gazeteler , onları yazan haber mensuparı ve kitaplar ve aklımda kurdugum baş roman karakterleri , annem , ailem , cogu sevilmis ama azınlıgı beni sevebilmeyi becermis arkadaslar , sanal avatarların aklımda canlandırdıgı kişiler ,ve bir sürü kişiler,ve evet herkesler ..

bir insan yeni bir karar aldıgı zaman bütün herseyi degiştirmeye baslar. ben simdi o herkesin ufak bölümüyle , hani olur ya okuyan kimselerin gözünde değişmek icin degil ama inanın icimden cok geldigi icin anlatıyorum bir seyleri . cünkü ben evet , sahsım nacizane , konusmayı seven biriyim , aynı zamanda gülmeyi ve top oynamayıda seviyorum , cay icmeyide ince bellisinden , sabahın köründe kalkıp günü ensesinden yakalamısım gibi hissedip sahillere de atıyorum kendimi , .. ama siz herkeslerle bunu yapamadıgımdan en sevdigim baska bir seyi yapabiliyorum anca konusmak gibi, yazmakla.

birazdan cok gevezeyimdir hani ben. evet bütün herkes , yani hepiniz , evet hüseyin amca bile beni sevebilsin isterim , iyi oldugumu bilsin , beni incitmeye cekinsin , sonra karsılıklı büyük anlayışlarla hep birbirimizi kollayalım , yalnızlık olmasın , aç komşu olmasın , öyle bir kenetleniş ki anlık içimi dolduran , bir öksüz, hain gerçeğinin tüm acısıyla bilse bile, birilerinin kanı canı bilecek kadar, mensup olsun isterim.

sımarık mıyım ? evet.
yalan söyler miyim? kesinlikle!
duyarlı mıyım yeteri kadar ? anneme bile olamadım..
alimlerin alimi hocamıza sormuslar ''dünyanın merkezi neresidir?''
-tam durdugum yer.
demiş, pek inanmamıslar
-istersen oldugum noktadan dünyayı dolas ve ölc merkez burası
diye yinelemis.

Allah icin , o kadar dogru ki . yani ''ben'' oluşundan doğan bu bilir kişilik hali , sanki sen umutsuzsan kapkara günler , sen mutluysan mırıl mırıl kediler , tertemiz bir gök pırıl pırıl ohh herkes yani , siz , yani ben herkesi sever , herkeste beni öyle gibi . herhalde benimdir bu dünyanın merkezi , ben hiç başka bir ''ben'de olmadım ki, mazur görün! ister inanın ister inanmayın ama buyrun ölcün , su oturdugum yerden baslayıp dönün , merkez burası ! ''

sen baska bir sen gördün mü ?
yok .

simdi aldıgım karara gelince , simdi merkez bensem ve bitmek tükenmek bilmeyen aclıgım ve nefsime biraz dur'u sindirebilsem bile azıcık . dünyanın merkezi olan varlıgım bütün senler ve ben ile bize daha güzel ve huzur , barıs dolu zamanlar vermez mi ?

bence ben hepinizi etkileyebilirim . yasadıgım sürece , umursamalısınız beni .
ama aynı sekilde bende sizle bütün ve sizle bir olur , sizi umursarsam . artık ufak ama kendi icinde büyüüüük kocaaaman erdemleri tasıyan ideallerim var ..
yakında dünyayı degiştiriyorum .
çünkü sizler benim herkesimsiniz . ve 'ben' sizin icinizde varım .

bundan daha hemen bir kac ay evvelinde yahu , daha azıcık zaman evvel böyle seyler yazmayı düsünmezdim bile, toplumsal konuları düsünmek mi ? aah olmaz olsun , ulan bir ben varım sanki derdim , istesemde istemesemde bu BENİM BEN SEYTANının alıkoyusuyla olan bir seydi . ''dünyada barıs'' diye haykıranlara cok duyarlı oldukları icin takdir ama sanki hiç bir sey degişmez ve değişemeyecekmiş gibi acıyarak bakardım . cünkü ''dünyada barış , kadınlara esitlikden tut , sınıflandırmaya bir durlar ,küresel ısınmayı gözardı etmeyinler ,işsizliğe sonlar, hayvanları ve yesili ve iste genelinde dogayı koruyalımlar, parasal her ne konu varsa agız kokutan onlara isyanlar , bana hep cok girişimci ama gerçekçiliği olmayan hususlar gibi gelirdi . o yüzden yapılmış şeylerin üzerine söylenen o sözler etkisini yitirmiş artık sadece sosyal sorumluluk geregi hep bir cıkar , hep bir varsayım üzerineymis yada bir ütopya bir oyun kuramı gibi görünürdü .
işte ben o yüzden genelde duygusal yazılar yazardım , kendi mutluluğumu aradığım bir başkalarını başkalaştırabileceğim kadar kudretli duygularımı tasvirim yettiğince anlatır , yazar yazar yazardım .
e aynı hep aynı ?
sanki benim yazdığım şu romantik , şu gel çağrılarını bir başkası bir başkasına etmemiş , sanki başka kimse başka kimseyi ben'im gibi sevemezmiş , en güzel en yakın en içinden ben söylermişim ve tek derdim buymuş gibi , peeeh..
bir kere başı hata, sonu nasıl hayır olsun ? sen kendi mutlulugunu bir başkasının sana süzecek kirpiğine edecek güzel sözüne bırakırsan , yandın . e seven insanda , sevilen değil mi ? zorunda mı seni mutlu etmeye , incitmemeye . sen kendi kuramını bu noktada yaratacaksın iste ;

yaratım , akıl haznesine pineklenen paradokslara bulunan 3üncü yol kadardır.
en basitinden soruyorum ben'e
iyi biri misin ? evet
kötü biri misin ? evet
iyi biri misin ? hayır
kötü biri misin ? hayır
tekrar tekrar , düşünsemde neyim , ne kadar o veya ne kadar şuyum bilemeyeceğim , ben 3.cü yolumu , 3.cü cevabımı , 3.cünün aslını başkalarının ben'i gördüğü kadar varım sandığım zamanlarda kaybettim . yaratıcı olamadım . saplandım . kök verdim bu saplanışla. sandım ki cok önemliler . sandım ki biri benim hakkımda hangi niyetle olursa olsun bir bakıs , bir söz bir sekilde bana bir etki saglıyorsa o etkinin hoşluğu kadar iyi, güzel , mutlu , cirkin , özgür ya da fakirim ..

yanılmışım.
3. benim 3üm olmalı .
sonucta herkes beni her türlü icinde tutmak zorunda , ister itsin , ister yargılasın , ister saygı duysun , duymasın , hoşnut olsun olmasın ..
bir kere sıfat aynı sıfat yani ; insan .
varolmuş yaratıklar icerisinde en tehdit unsuru olabilmiş en yırtıcı hayvan yani .
varettigimiz paralara boyun egebilecek kadar aptal sonra kimilerimiz bu parayı gercekten reddedip ''sevgiden daha önemli ne olabilir ki şu yaşam dediğinde!'' diyebilecek kadar has ve akıllı olabiliyor.
ama hepimiz seksi seviyoruz , hepimiz masturbasyon yapıyoruz , hepimiz icten ice kötü düsünüyor , insan öldürüyoruz ister kan dökülsün ister dökülmesin öldürmek tek tarz bir işlevsellikle mümkün değil , hepimiz korkuyor , dua ediyor , ihanet ediyor , çalıyor , sikimizin keyfine köpekler gibi eğleniyoruz , kimimiz hayatı yaşamayarak tüm nimetlere haksızlık ediyor , bir kimi çocuk bile olsa o elmayı calıyor ... tonla tonla sey oluyor .
3 benim 3üm olmalı .

derim ki ; ''ben ne iyi ne de kötüyüm , ben insanım . insan tek yönlü olamaz kendimi en önce ben sevmeli , kabul etmeliyim ki hersey benden yana olsun . varlıgımın sevgisini tek bir insana yorup tüketmeyeyim ki gercek paylasımı bulayım . bedenime ve ruhuma ne iyi geliyorsa cicekleri koparmak dısında onu yapmalıyım . benim 3'lerim olmalı , hep bir yolum . kendi dogrum. ben insanım , yalnız ama degil , dogru ama yanlıs , bir var bir yok , günahıyla sevabıyla ve evet yeri geliyor en pis yeri geliyor en tanrıya yarasır haliyle . en önce ben . sonra herkes . benim herkesim . benim icinde oldugum benim herkeslerim . ''

şu zamana kadar söylenmemiş bir kelime yoktur , kalmadı .
işlenmeyen bir konu yok , kalmadı. sanatın ne yönüyle yapıyorsan yap farketmez baştan söylenecek tek bir şey kalmadı , sıradışı bir buluş kalmadı . çünkü söylendi işlendi , yapıldı , tüketildi ..
ama dur ..
herkes herkesi yaptı ve tüketti , artık film sonlarında sasırmıyorum bile cok tekdüze vs.
ama dur , kimse sevmeden yasamadı herkes bir seyi , bir kimseyi mutlaka sevdi ve bildi neyin ne oldugunu .. tüm şiirler okundu , paylaşıldı , herkes gülümsedi , herkes agladı ,..
ama dur ..
herkes herseyi düzmüş olsada !

ben söylemeden hiç bir şey tam anlamıyla bitmiş olamaz , cünkü kimse bu sırayla dizemeyecekti su yazdıgım yüzeysel, karısık , karmakarısık ordan burdan yazımı ..
ben söylemeden bitmedi.
ben sevmeden sevilmedi.
ben karar almadan değişmedi dünya...



-şeytanın kulları kendine yönelten en büyük oyunu ;
onları , varolmadığına inandırmakmış.

15 Aralık 2010 Çarşamba

de ;

de; ol!
olayım yamaçlarında , içtiğin mayhoş eden,koltuğunun altına gizlediğin şaraplarında , yudumunda , adımında , adında ve tüm 'ile'lerinde

de; duy!
açayım şarkıları , eşlik olayım diline , bana gelmiş sözlerinle mırıl mırıl ;
öpüşşşş benimle kraliçeeeemm..............sen, dedin sen! ateşlerinden geçir diye, hani nerdesin , hani yanıyorum , geçmedin , bitti mi ? geçsene!

de; gör!
yumayım gözlerimi varlıkların dünyasına , yokluk ve sabahın çiği ol kirpiğime!

de; biz!
bu kadar mıydık , derim bende sana !

de; gel!
gittiğim yoktu ki ..

http://fizy.com/#s/1aivgh

el nur

dönme sırtını , beni bırakma kendimle , ben kendimi bilmiyorum !
korkuyorum , şimdi daha zor , daha çirkin , daha kötü , çünkü biliyorum , bensiz az biraz bile eksik olsa , eksikte yapabiliyorsun!
şimdi o kadar eminim ki dayanacağına ,
yenildiğim için değil , korkularımız ve sevginin en kadim dostu acı olduğu için harmanımızda , tuttuğu için seni ,
ben hükmüne boyun eğdiğim ve seni bir daha yaşlandırmaktan çok korktuğum için , seni daha koca bir adam yapacağım diye , içimde önceden kalan sızılarla tutuk , tutsak , bana yakışmayan kabullenişlerle duruyorum !

bitmese
bitmesek olmaz mı ..

yani sen artık yoksun , yani bir daha olmayacak mısın ?
sen eksikken ben nasıl tam olurum ' diyor kalbim!
o zaman sende , sende söylüyorsun bunları ..
benden hep kork ama gene de gel işte , bende çok kararlı , çok güçlü , çok kaideli değilim ,
ya;
pıt
pıt
pıt ,
yani evet , muhteşem şeyler yok içimde , ziynetler gizli değil, bu kadarcık aha şu yumruğum kadarcık , bir yüreğim ve iyi niyetim , azıcık da asiliğimle
meydanındayım okuyanların vesveseleri , beni bu illetle tek mi bırakacaksın dostum benim ,
korku şeytan işi !
KORKU ŞEYTAN İŞİ !!!
bizse O'nun 99 'una secdede değil miyiz ?!!
kalbinden kalbime bir nur ver . dilenmiyor , ihtiyaç duyuyorum . acizce değil kadim olan her ne varsa ve kirlenmeyen artık onlara arınmak sadece seninle olabilmek için.

belki zor gelir yeni bir yaşayış yaratması ama bir çekmene bakar beni içinin yatağına..

... kez daha

Eğer sensen aya bakan ve acımış olan ; okuma yazacaklarımı . N'olur , çünkü , sıcak , çok sıcak ve ateş !

bir kez daha bu sabahı yaşayamayacağım . bir tane bedenim var bir tane sol bir tane sağ bir tane dudağım , bir tane elimin yumruğunca yüreğim , bir tane aklım , bir tane göğüsüm ve onun sadece bir tane kafesi var..
benim bir kez daha bu kadar acıyan ve mutlu bir vedam olmayacak .
benim bir kez daha böylesine dolu dolu dakikalarım ve benim bir daha olmayacak söyleyecek kelimelerim böylesine yanyana .
ben sadece bir defa senin sesini son duyuşumun 24. dakikasında olacağım .

-

bak o bile gitti , elde bir kez daha varolmayacak bir 24. bir de yarım yamalak 25' i kaldı ardına .

anam, rahmim , reddini etse
babam bana o acıtan , hain küfürlerini yine yine ve yeniden etse , bana kollarım kanıyorken attığı yumrukları durmadan bir daha ve bir daha atsa , acımazdı canım böylesine .
çünkü af bir Allah iki anadandır.
babaysa dayanak , kök ve kırılmaz tutanağıdır bir kız çocuğunun. ona yine dayanır, gene yumruk yapıp da sana kıydığı ellerine öpücükler kondurursun .

ama sen öyle misin canların canı ?
sen gittin mi gider ,
yoksa ' yoksun .

bak 29.
bak 30
.
.
BAK GEÇİYOR!


bir kez daha bu sabahı yaşayamayacağım, bırakma bizi . bir cesaret gel.
bir tane beden , çürür!
bir tane sol bir tane sağ elim , yaratamaz , bileklerim bükülür kanar avuçlarım!
bir tane dudağım kururda gider , busesizliğine!
bir tane elimin yumruğunca yüreğim var, kırık , esrik , düşsüz , sensiz yani yarım yani , bir değil, yarım!
bir tane aklım, kaçar!
bir tane göğüsüm ve onun sadece bir tane kafesi var , göğsüm daralır , kafesim sıkar beni , sıkar! ah!

benim bir kez daha bu kadar acıyan ve mutlu bir vedam olmayacak . olmaz.
benim bir kez daha böylesine dolu dolu dakikalarım ve benim bir daha olmayacak söyleyecek kelimelerim böylesine yanyana .
bu kelimeler bir kez daha böylesine yandaş durmaz, aynı cümleye konmaz!
ben sadece bir defa senin sesini son duyuşumun 24. dakikasında olacağım , dedimdi ya ;
bak, ''43''
.
.

zaman; sevgiye , sevgi; özleme , özlem; hadi bi cesarete , cesaret; bizi bağlayan kadere götürücem sizi gelin dese , o labirentinde, güzel bahçesinde kaderin , yürüyüp yanlışıysada bizim yanlışlarımızın dünyasında , umarsızca gitmiyoruz yollarına?
sensiz istemiyorum doğrusunu da , yanlışını da ,
hadi be can ,
hadi son nefes ,
al şunu ,
çek içine !
şuan doğan tüm bebeklerin acısı bile bize cesaret vermeli , şimdi ..
şimdi ,
acıyorum ! şimdi ! canımı yakıyorsun , hadi çek!
beni ciğerine al , ben hayatım ve acı ..
çek kendine..
''benim , 'ben' dediğim , bırakma..''

bak ilaç dediğin durmuyor ,kalbime sürülmeden akıyor hain......

3 Aralık 2010 Cuma

j.

bana neden bunu yaptın
bana bir baksana
aslında sen anlam yüklememesi gereken kötü kullarındansın değil mi yaradanın ?
ben cocukca anlamlandırdım . seni , sen , öylesine
o; ''çok seviyorum'' diye, benimle paylaştığın şiir varya , onu yazan şairden bir farkım yok benim .
sen sevdiğine böyle ihanet eden böyle kaypak mısın?
hepsini geç , güzel dediğine neden yaptın bunu ?
cevap neden vermiyorsun
sanki acıyan senmişsin gibi
küstahça susma bana
gözümde iyice küçülüyorsun
sen kahpe ruhlusun . erkekçe sevemeyeceğin belli . ya da ben hiç bir şeye değmeyen biriyim .
güldüğüme bakma . sen bana hiç bakma . öylesine konuşurum .

26 Kasım 2010 Cuma

YAKIN SEVDANIN MEŞALELERİNİ

bir sürü ağaç dikeceğim .
sonra keseceğim onları ve bize bir ev olacaklar .
içine bir ben koyacağım , birde sen, eder iki, oda eder 'biz'.
denizi görebildiğimiz kadar var hayat ve biz kıyısında olacağız deryanın , tuzun .
sayfalarının her birini satır satır , cümle ve kelime kelime ay ışığında dans ederek okuyacagım canan.
çıplak.
utanmadan toprağa halhallarımdaki ziller çala çala etrafında dönecek , dönecek ve duracağım .
gerdanına düşeceğim sonra sen beni öpeceksin .
çocuklarımız doğar o gece beni öpüşünle.

döngü var! çünkü ay dolusundan hilaliyle yarım, sonra , bütüne'bir olmuyor mu?
gece var , gündüzüyle .
gecesi de gündüzü de kirpiğime düşer !
gözümleyse bir sana bakarım , kapadıkça .

-düş.




içimden giden amma şey var kır çiçeği..

12 Kasım 2010 Cuma

Arş'a mektub var

hadi faiş fiyatlara satalım ruhlarımızı , azsın.
ne'miz varki .
ne'n var ?
beden dediğin ruhtan ayrı eridikçe , sat gitsin .
-sarı bir saadet gördüm bir bahar ayında , hemen onu farkettiğimi anladığında kirpiklerimden süzüldü de gitti !
ellerimizi kınalayalım hadi ! yeni gelin olacak bir bakire gibi .
avucun içindeki yazgın ağladıkça ve kan bağladıkca, kınalansın varsın .
-bir , al gördümdü de ellerime aldım ,
dikeniyle ısırdı beni bir ayaz vakti !
yüreğimizi denize istifleyelim . yürek dediğin nedir ? içinde varsa kanıksadığın bir kul ve kul ihanetse an be an atanına , söküp de atamadıysan istif gerek bize. sus.
-mavi bir gök gördümdü de , siyaha döndü bir ezan vakti.
ağzımı örttüm , örtündüm söze . istemeden mırıl mırıl söyleniyordum dudaklarımdan isimlerini , ezberimde her biri..doksan'dokuzun tamı tamamınada sensin hepsi .
-bir alamet vaktinde seni bekliyordum arsız. kıymetli kıyamet, 'geliyor' dedi, kıymet bilmeyenlerin hepsi. gözlerimle aranıyorum seni , bu gözlerle zina yaptım ben . bu ellerle çaldım , bu yürekle dilendim , dilimle yalanlar söyledim, çiğ sütü emdim ve başka dillerle nikahsız değindim tatlara ,vardım ben vardım. vardım sandım aşka-da, aslında;
başa ve yeniden başa .


ebedi uyanış kabusu deryasıdır hayat,
gece denizinde açılmaktır günah
ve deccal denilen ta kendisidir insanlığın.

sayedar

bugün içimi açtım .
tanrı'ya değil,ellerime,korkularıma ya da bir söğüt ağacına değil ..

bugün içimi açtım .
martıların ve denizin kıyısında hoşluk ve usla dinleyen bir dosta.
bana geçirdiği zamanlarımızın en kıymetlisi olduğunu söyledi , ben içimi açtım diye kirpik süzdü bana , gönül verdi .
şimdi ona bu sefer açmadan ve içimden diyorum ki sızı sızı ;
adalet dergahında, kurtaranın olacağım senin .
çünkü sen beni dinledin ve ben senin için dileneceğim orada , kıldan ince ve keskin kılıçlarından geçerken, omuzlarıma alacağım seni .
tebessümüne günah alırım birer birer.
(ben bu ahir zindanda pek aklı başında değilim , zamansızlık gerek minnetimin denk düşmesi için güzelliğine , canım benim .)
eyvallah.

11 Kasım 2010 Perşembe

acı

herşeyin sebebi intiharı sen , seni , çocukluğumu sevmemdi ..
o zamandan seni çok sevmek , çok bağlanmaktandı . en fenası , kalbim dayanmıyor aşkım . sen yavaşça , ben şimdi ölüyorum .
merak etme seni bırakıyor değilim , sadece bedenim , seni düşünen aklım çok çok yorgun .
kızgınım , beni göremeyen , sırlarımı sormayanlara
kızgınım , kendime , sırlarımı anlatmadığıma
kendi dünyamdaydım , hallice iyiydim işte .
senide koymuşum o küçücük içime , ihtiyacın varmış gibi , bana ihtiyacın varmış gibi .
yokmuş .
yok .
ben neden dururum ki o zaman .
nefesimi senin adına şükrederek alamıyor ,
sen benden uzak ben sana yaklaşamadan atıyorsam adımlarımı , bomboş , bomboşsam , ..
durmam ki ..
sen öldürme kendini diye , öldüm ben .
sırf sen ölmeyesin ve yeri yerinden oynatasın diye ..

bana hiç zaman ayırmadınız ki ..

beni yaratan tanrı'ya yakışan bir kul muydum , bilmiyorum .

af !

9 Kasım 2010 Salı

09.11.

binalar inşaa ettiler , hepsini gördüm .
sabah uyanır uyanmaz aklımdaydı evet. inşa ettiklerinden attığımda kendimi .
havaya uçmak gibi. usul .
usul bana . usulca yamaçlarıma yataklan be adam .
müşviklik nedir anlatmaya çalışmadan orada duruyor olacağım . annem, anneme sarılıyor gibiyim , düşünürken seni . avuç içlerime bakıyorum , çizgilerim . çizgilerim adını sayıklıyor . adını sayıklayanla yüzünü tutmak ve denize döndürmek istiyorum . rüzgar esmeli .

kapkara gözleri .
gözlerin alaca siyahı mı ?
o siyaha alacağınım ben .

haznen ne kadar alıyorsa o kadar doluyorum .
binalar yıkılıyor sevgimle . cümlelerimde hiç sığmadı dilime . akan bir suyun yatağıyım ben . içilen bir suyun duruluğu sen .

''erkek dedi ki , gülen bir kadının suretiyim ben .
kadınsa yüzleşti.''

yüzünü denize çevirmeliyim . deniz kara alacaya dönsün . dönsün ki gözlerin yakamoz alsın biraz.
bana duygulan işte . bana duygulan . ve yüzleş benimle. hüzün olmadan yakamoz yoktur alaca. alacam benim .

binalar inşa ettiler gördüm hepsini !
bizse hep denize , hep , hep sahillere kaçtık .
binalar inşa ettiler bense yıktım hepsini .
hep hep denize kaçtım .

ağlamam gerekiyordu .
çünkü ben ağlamazsam ay' nasıl yansır kıyımıza ?
tahayyül olmadan kader,
ay olmadan hüzün,
hüzün olmadan yakamoz ,
alaca siyah olmadan sabah
-olmuyor ..
siyahın alacasıyla , bakın bana .
bak , bak ki..
denizlerimizi yüzümüze , ellerimizi adına , yakamozu ay'a , rüyaları gerçeğe sayıklatalım .

1 Kasım 2010 Pazartesi

buruk I.

çünkü böyle olmalıydı , .
çünkü ben kaçmazsam , sana gelirim, .

24 Ekim 2010 Pazar

nefti

uğruna ölücek sebepler arzuluyorum .
ve tek avazlık bir doğum , yeni dünyalara .

15 Ekim 2010 Cuma

60'lık bir plak gibi hissediyorum arada takılan , ama her şeye rağmen kendine eşlik ettirmesini bilen..